Dilovası davasında 2 fail tahliye edildi: Ailelerden karara tepki
- 21:32 3 Kasım 2026
- Hukuk
KOCAELİ - Dilovası’nda 3’ü çocuk 7 kişinin yaşamını yitirdiği fabrika yangınına ilişkin davanın 5’inci duruşmasında Ali Osman Akat ve Abdurrahman Bayat hakkında adli kontrol şartıyla tahliye kararı verildi. Karara tepki gösteren aileler, “Eğer herkesi tek tek tahliye edeceklerse baştan söylesinler bilelim” dedi.
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde Ravive Kozmetik’e ait parfüm dolum tesisinde çıkan ve 3’ü çocuk 7 kişinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin 7’si kamu görevlisi 23 sanığın yargılandığı davanın 5’inci duruşması görüldü. Gebze 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Kocaeli Cezaevi’nde bulunan duruşma salonunda görülen duruşmaya yaşamını yitirenlerin aileleri, sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Duruşmayı çok sayıda demokratik kitle örgütü, sendika temsilcisi ve aile yakını takip etti.
23 kişi yargılanıyor
Davada İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör “olası kastla öldürme”; Güven Demirbaş ve Ünal Aslan “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma”; Ali Osman Akat, Onay Yürüklü ve Abdurrahman Bayat “suçluyu kayırma”, firari fail Ümit Çelik’e de “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlarından yargışamıyor.
Tutuksuz failler Muhammet Dayıoğlu, Seyfullah Çelik, Caner Özgür Yıldırım, Özcan Yıldırım, Özkan Yıldırım ve Ömer Aktan hakkında ise “suçluyu kayırma” suçu bulunuyor.
Soruşturma kapsamında 3’ü tutuklu 7 kamu görevlisi de yargılanıyor. Dilovası Belediyesi eski Yapı Kontrol müdürleri Cihan Sorgucu ve Muammer Telli, eski İmar ve Şehircilik Müdürü Hüseyin Öztürk, eski Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz, Zabıta Müdür Vekili Cengiz Taşdemir, eski Yapı Kontrol Müdür Vekili Selim San ve Nizamettin Balcı’ya “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçları yöneltiliyor.
Kuzeni dosyanın savcısı
Kimlik tespitinin ardından dönemin Dilovası Belediyesi zabıta memuru Ömer Kocabay tanık olarak dinlendi. Denetim tutanağında imzası bulunan Ömer Kocabay, şunları söyledi: “Belediyenin birçok biriminde çalıştım. Şu an Afet İşleri Müdürlüğü’nde çalışıyorum. Ravive Kozmetik’in denetleme tutanağı düzenlendiğinde Zabıta Müdürlüğü’nde şoför olarak çalışmaktaydım. Nizamettin ile birlikte patlamadan 15-20 gün ya da 1 ay önce gittik. Sadece ikimiz vardık. Ara ara böyle ruhsat denetimlerine giderdik. Tutanağı ben yazdım, imzaladım. Kurtuluş imzalamayacağını söyledi ama sonra onun yerine ben paraf atmış olabilirim. Nihat Kocabay ile akrabayım. Ahmet Kocabay kuzenim olur, kendisi cumhuriyet savcısıdır. Dosyanın da savcısı olduğunu sonradan öğrendim.”
‘Bir an önce hak yerini bulsun’
Tanık beyanının ardından yaşamını yitirenlerin aileleri dinlendi. Yangından yaralı kurtulduktan sonra yaşamını yitiren Tuncay Yıldız’ın eşi İlknur Yıldız, “Bütün sanıklardan davacıyız. Bir an önce hak yerini bulsun. Bir yıl oldu, acımız geçmiyor ve dinmiyor” dedi.
‘Çocuğum kömür gibi yandı’
Yangında yaşamını yitiren Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir, mahkeme heyetine seslenerek, “Senin çocuğun eline kömür olarak verilse dayanabilir miydin? Sen de babasın! Çocuğum kömür gibi yandı. Adalet istiyorum. Her gün acı çekiyorum” ifadelerini kullandı.
Yaşamını yitiren Esma Dikan’ın eşi Aytekin Dikan ise “Tiyatro izliyorum. Üç evladımı bırakıp geldim. Herkes yalan konuşuyor. Akşam eve gidince sofrada eşim yok. Ayrıca mahkeme Gebze’ye taşınsın” dedi.
Cansu Esetoğlu’nun babası İbrahim Esetoğlu da denetimlerin yapılmadığını belirterek, “Geçen gün keşif yapmak için belediyeye gittiler. Hiçbir işlerini yapmadılar, denetlemediler. Göstermelik ruhsat bırakmışlar. Serbest bırakılanların tutuklanmasını istiyorum” talebinde bulundu.
‘Aleyna Onursal'ın farkı nedir?’
Ailelerin avukatlarından Onur Fırat Kaynun, “Güven Demirbaş’ın sanık olması gerekiyor. Çünkü en şaibeli tutanağa dahildir. Aleyna Oransal, tekrar tutuklanması gerekiyor. Kuvvetli suç unsuru devam ediyor. Maddiyat durumu, kaçma şüphesini de oluşturuyor. Hastaneye giderken de başvuru yapmadan gitmiş, denetimli serbestlik ihlali var. Bazı müvekkillerimiz var; hasta, uzuvları eksik, engelli, ruhsal sorunları olan ama yine onlar için infaz erteleme alamıyoruz, tahliye edilmiyorlar. Siyasi dosyalardaki müvekkillerimizin tahliyeleri İdare ve Gözlem Kurulu kararı ile engelleniyor. Bize bu davadaki durumu sorduklarında kendilerine bunu açıklayamıyoruz. Siz de verdiğiniz kararlarda bunu bir gözden geçirmeniz gerek. Neden siyasiler tahliye olmuyor? Aleyna Oransal’ın farkı nedir?” diye sordu.
Yangın günü 5 milyonluk para hareketi
Ailelerin avukatlarından Mürsel Ünder, faillere yurt dışı bağlantılı şirketlerle ilişkilerine dair sorular yöneltti. Banka hesaplarındaki para hareketlerine dikkat çeken Mürsel Ünder, “Patlamanın yaşandığı gün Altay Ali Oransal’ın hesabına toplam 5 milyon para alışverişi görülüyor. Biz şahsi banka kayıtlarının hepsinin eksiksiz bir şekilde getirilmesini talep ediyoruz” dedi.
2 kişi hakkında tahliye kararo
Beyanların ardından mütalaasını sunan iddia makamı, tutuklu faillerin tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Failler ve avukatları ise tahliye talebinde bulundu.
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ali Osman Akat ve Abdurrahman Bayat’ın yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiriyle tahliye edilmesine karar verdi. Diğer tutuklu failllerin tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.
Mahkeme, mali bilirkişi raporunun hazırlanması için gerekli süreyi göz önünde bulundurarak bir sonraki duruşmayı 23 Mart 2027 tarihine erteledi.
‘Tek tek tahliye edeceklerse baştan söylesinler’
Kararın ardından yaşamını yitirenlerin aileleri, sağanak yağmur altında açıklama yaptı. Tahliye kararına tepki gösteren aileler, “Ali Osman Akat’ın zaten kendini büyük balık olarak ifade ettiğini biliyorduk. Eğer herkesi tek tek tahliye edeceklerse baştan söylesinler bilelim” dedi.







