'Halkların yanında açıkça saf tutacağız’
- 21:29 21 Ocak 2026
- Güncel
ANKARA – Demokratik Kurumlar Platformu, HTŞ saldırılarına karşı, “Halkların yanında açıkça saf tutacağız” diyerek, “Jin, jiyan, azadî" haykırışı bu karanlığa karşı yükselmiş en açık reddiyedir” açıklamasında bulundu.
Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde bugün toplanan kitle, HTŞ ve bağlı çetelerin saldırılarına karşı yürümek için Kolej Metro’sunda bir araya geldi. Eyleme Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri de katıldı.
Kitle sık sık “Katil HTŞ, işbirlikçi AKP”, “Katil HTŞ Rojava’dan defol”, “Biji berxwedana Rojava” sloganları attı. Sakarya Caddesi’ne yürümek isteyen kitlenin önüne “Valilik yasağı” gerekçesiyle barikatlar kuruldu ve kitlenin dağılması yönünde çağrıda bulunuldu. Polis, barikatları aşmaya çalışan kitleye biber gazı sıktı.
Barikatları aşmaya çalışan kitle, bir süre sonra oturma eylemine geçti. Oturma eyleminin ardından polis, gözaltı araçlarını alandan çekerek kitlenin basın açıklaması yapmasına izin verdi.
Faşist girişim
Basın açıklaması yapılacağı sırada, Kurtuluş Parkı girişinde, kitlenin bulunduğu alana yaklaşık 100 metre bir grup provokasyon girişiminde bulunuldu. Grup, sloganlar atarak saldırı girişiminde bulunmak istedi.
Halk, sık sık “Faşist çetelere geçit yok” sloganları atarak duruma tepki gösterdi. Ardından basın açıklamasına geçildi.
‘IŞİD ardılı HTŞ soykırım harekâtına kalkışmıştır’
Basın açıklamasının Kürtçesini Nebun Nebahat Çalpan, Türkçesini ise Devrimci Parti Ankara İl Başkanı Mustafa Uğur Akkaya okudu. Açıklamada, “Bugün tüm Orta Doğu, cihatçı çeteler, halklara zulmeden faşist iktidarlar ve bunlara göz yuman uluslararası güçler karşısında boğulma ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır” denildi.
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“İran devleti yaklaşık iki haftadır dış dünya ile bağlantıyı keserek kendi halklarını katletmektedir. Katledilenlerin sayısı kimi kaynaklara göre binlerle, kimi kaynaklara göre on binlerle ifade edilmektedir. Suriye’de ise IŞİD ardılı HTŞ zihniyeti; Kürtlere, Alevilere, Süryanilere, Ezidilere, kısacası tüm inanç ve halklara karşı başlattığı cihat anlayışıyla topyekûn bir soykırım harekâtına kalkışmıştır.”
‘Gazetecilik değil, halkların sesini boğan siyasi aparatlıktır’
Türkiye ve uluslararası güçlerin, bugüne kadar HTŞ’ye “denge” adı altında alan açarak kirli ilişkiler kurduğu vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Ama bilinmelidir ki bu emperyal güçler ateşle oynamaktadır. Ne Paris, ne Londra, ne Berlin ne de Stockholm saldırıları münferit saldırılardır. Son olarak Yalova’da gerçekleşen IŞİD operasyonu, bu cihatçı zihniyete alan açmanın sonuçlarını göstermektedir.
Buna eşlik eden medya dili ise oldukça sorunludur. Son günlerde ekranlarda ‘zafer’ naralarıyla yansıtılan cihatçı çetelerin çığlıkları, kadınların ve çocukların bedeni üzerinde atılmaktadır. Yapılan şey gazetecilik değil; gerçekleri çıkarları uğruna çarpıtan, halkların sesini boğan siyasi aparatlıktır.”
'Rojava’da cihatçı aparatlar, İran’da şeriat devleti'
Açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:
“On yıllardır süregelen bu zihniyet, hemen her zaman karşısında onurlu bir direnişle karşılaşmıştır. Yaklaşık 12 yıl önce gerçekleşen Rojava Devrimi, bu zihniyetin karşısında; kadınlar başta olmak üzere Kürtlerin, devrimcilerin, sosyalistlerin ve eşit bir yaşamı savunan tüm halkların ve inançların kararlılığıyla gerçekleşmiştir.
İran’da ise yaklaşık 45 yıldır süren diktatörlüğe karşı direnişler hiçbir zaman kesilmemiştir. Özellikle son dönemde yükselen kadın mücadelesi ve elde edilen kazanımlar, bu diktatörlükte gedikler açmış, rejimi zayıflatmıştır. Bu nedenle saldırganlığını artıran İran devleti; protestolara katılanlara verdiği idam kararları, işkenceler ve doğrudan başvurduğu katliamlarla ayakta kalmaya çalışmaktadır. ‘Jin, Jiyan, Azadî’ haykırışı, bu karanlığa karşı yükselmiş en açık reddiyedir. Rojava’da cihatçı aparatlar, İran’da şeriat devleti…”
Halkların yanında açıkça saf tutacağız
“Araçlar farklı, hedef aynıdır: Kürt halkını statüsüz bırakmak, kadın özgürlüğünü yok etmek ve halkların birlikte, eşit yaşam ihtimalini ortadan kaldırmak. Bu saldırı hattı, Türkiye’deki demokrasi mücadelesiyle doğrudan bağlantılıdır. Kürt halkının mücadelesine mesafe koyan, Rojava’yı ‘fazla karmaşık’ bulan, İran’daki idamları ‘iç mesele’ diyerek geçiştiren hiçbir çizgi; bu ülkede demokrasi, özgürlük ya da adalet iddiası taşıyamaz.
Suskunluk, iktidarın savaş ve baskı siyasetini güçlendirmekten başka bir işe yaramaz. Türkiye’deki emek ve demokrasi güçleri olarak çağrımız açıktır: Halkların yanında açıkça saf tutacağız ve bu düzenin çarklarını tersine döndüreceğiz. HTŞ’ye alan açan politikalara karşı çıkıyor, İran’daki şeriat rejiminin suçlarını teşhir ediyor ve halkların özgürlük taleplerini savunuyoruz. Berxwedana gelan."







