Kobanê: Kadın direnişinin kenti yeni bir kuşatmayla karşı karşıya

  • 09:04 25 Ocak 2026
  • Güncel
Dilan Babat
 
HABER MERKEZİ - 2014’te DAİŞ’e karşı direnişin simgesi olan Kobanê, bugün silahların değil masaların kuşatması altında. Kadın özgürlük mücadelesiyle kazanılan kent, yeni bir siyasi tasfiye süreciyle karşı karşıya.
 
Bir zamanlar DAİŞ’e karşı insanlığın son siperlerinden biri olarak anılan Kobanê, bugün bambaşka bir kuşatmanın içinde. Top mermileriyle değil; ateşkeslerle, pazarlıklarla, belirsizlikle çevrili bir kent. 2014’te sokak sokak savunulan Kobanê, 2015’te özgürleştiğinde dünya nefesini tutmuştu. Ancak aradan geçen yıllar, kentin kaderini “özgürlük” ile “tehdit” arasında asılı bıraktı. Bugün Kobanê’de silahlar tamamen susmuş değil; cephe hatları yalnızca biçim değiştirdi. Suriye devlet güçleri ile Kürtlerin öncülüğündeki askeri-siyasi yapı arasında süren müzakereler, çekilmeler ve kırılgan ateşkesler, kenti yeni bir dönemin eşiğine getirdi. DAİŞ’in yıkamadığı Kobanê, şimdi masalarda şekillenen bir gelecekle karşı karşıya.
 
Kobanê, Suriye iç savaşının seyrini değiştiren kentlerden biri oldu. 2014 yılında DAİŞ’in kapsamlı saldırılarıyla kuşatılan kent, yalnızca askeri bir çatışmanın değil; kadın özgürlük mücadelesinin, halk direnişinin ve uluslararası dengelerin sembolü haline geldi. Kadınların hem silahlı savunmada hem de toplumsal örgütlenmede üstlendiği rol, Kobanê’yi Ortadoğu’daki erkek egemen savaş pratiklerinden ayıran temel başlıklardan biri oldu. Kobanê’ye yönelik saldırılar, kentin özgürleşmesinden sonra da farklı biçimlerde devam etti.
 
DAİŞ’in Kobanê’ye yönelişi
 
2014 yazında Irak ve Suriye’de geniş alanları ele geçiren DAİŞ, Eylül ayında Kobanê Kantonu’na yöneldi. Kadınları köleleştirme, cinsel şiddeti savaş yöntemi olarak kullanma ve toplumsal yaşamı tamamen tasfiye etme pratiğiyle bilinen DAİŞ, Kobanê’de yalnızca bir askeri hedef değil, kadınların kurduğu yaşamı da yok etmeyi amaçladı. 15 Eylül 2014’te başlayan saldırılarla birlikte Kobanê’ye bağlı yüzlerce köy hedef alındı. DAİŞ’in ilerleyişi, kısa sürede kenti kuşatma altına aldı. Saldırıların yoğunlaşmasıyla birlikte binlerce sivil Türkiye sınırına doğru göç etmek zorunda kaldı. Göç edenlerin önemli bir bölümünü kadınlar ve çocuklar oluşturdu. Kobanê, fiilen dört bir yandan çevrildi.
 
Sokak sokak direniş
 
Ekim 2014’te çatışmalar kent merkezine taşındı. DAİŞ’in ağır silahlar ve intihar saldırılarıyla ilerlemeye çalıştığı süreçte, savunmanın ana omurgasını YPG ve özellikle YPJ oluşturdu. Kadın savaşçıların ön saflarda yer aldığı direniş, hem askeri hem de sembolik bir kırılma yarattı. Kadınların komuta ettiği savunma hatları, yalnızca kenti değil; DAİŞ’in kadın düşmanı ideolojisini de hedef aldı. Bu süreçte uluslararası basında kentin “düşmek üzere olduğu” yönünde haberler yer alsa da, kadın öncülüğündeki sokak direnişi DAİŞ’in ilerleyişini yavaşlattı.
 
‘Kobanê düşerse insanlık düşer’
 
DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırıları, yalnızca askeri bir çatışma olarak kalmadı; dünya genelinde geniş çaplı bir toplumsal ve siyasal eylemlilik dalgasını tetikledi. 2014 sonbaharında kuşatma sürerken, Avrupa’dan Ortadoğu’ya, Amerika’dan Avustralya’ya kadar birçok ülkede “Kobanê düşerse insanlık düşer” sloganıyla kitlesel yürüyüşler düzenlendi. Bu eylemlerde Kobanê, yalnızca bir kent olarak değil; kadınların öncülük ettiği özgürlük mücadelesinin simgesi olarak sahiplenildi.
 
YPJ direnişi dünya kadın hareketinin gündeminde
 
ABD’de New York, Washington ve San Francisco gibi kentlerde düzenlenen eylemlerde Kobanê’ye hava desteğinin artırılması talep edildi. Latin Amerika’da ise kadın hareketleri, YPJ direnişini merkezine alan dayanışma açıklamaları yayımladı. Feminist örgütler, Kobanê direnişini patriyarkal şiddete ve cihatçı ideolojiye karşı tarihsel bir kadın isyanı olarak tanımladı. Bu süreçte Kobanê, küresel ölçekte kadın özgürlük mücadelesi ve anti-faşist direnişin sembolü haline geldi.
 
Türkiye’de Kobanê protestoları
 
Kobanê kuşatması, Türkiye’de de geniş yankı buldu. Ekim 2014’te birçok kentte Kobanê’ye destek amacıyla protestolar düzenlendi. İstanbul, Ankara, İzmir, Amed, Wan, Mêrdîn ve Colemêrg başta olmak üzere onlarca kentte gerçekleştirilen eylemlerde, Türkiye’nin sınır politikasına ve Kobanê’ye yönelik tutumuna tepki gösterildi. Bu protestolarda kadınlar ön saflarda yer aldı. Ancak eylemler sırasında yaşanan çatışmalar ve güvenlik güçlerinin saldırıları sonucu çok sayıda kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı ve binlerce kişi gözaltına alındı. Bu süreç, ilerleyen yıllarda açılan davalar ve tutuklamalarla da gündemde kalmaya devam etti.
 
Uluslararası kamuoyu ve diplomatik baskı
 
Kobanê direnişi, uluslararası kamuoyunda DAİŞ’e karşı mücadelenin seyrini değiştiren başlıklardan biri oldu. Kuşatma sırasında artan küresel baskı, ABD öncülüğündeki koalisyonun hava saldırılarını yoğunlaştırmasında etkili oldu. Birçok insan hakları örgütü, Kobanê’de sivillerin korunması ve özellikle kadın ve çocukların güvenliği için insani yardım koridorlarının açılması çağrısında bulundu.
 
Birleşmiş Milletler yetkilileri, kuşatma sürecinde yaşanan göç dalgası ve sivil kayıplara dikkat çekerek Kobanê’yi “acil insani kriz bölgeleri” arasında değerlendirdi. Uluslararası kadın örgütleri ise YPJ öncülüğündeki direnişi, erkek egemen savaş düzenine karşı tarihsel bir kırılma olarak tanımladı.
 
Özgürleşmeye giden yol
 
Kasım ve Aralık 2014’te direnişin dengesi savunma lehine değişti. Koalisyon hava saldırıları, kent içindeki direniş ve takviyelerle birlikte DAİŞ geri çekilmeye başladı. 26–27 Ocak 2015’te Kobanê kent merkezi tamamen DAİŞ’ten temizlendi. Resmî olmayan ancak sahaya ve kurum raporlarına dayanan verilere göre YPG/YPJ saflarında yaklaşık 300–350 savaşçı yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenlerin önemli bir bölümünü kadın savaşçılar oluşturdu. Bu tarih, DAİŞ’e karşı verilen mücadelenin ilk büyük yenilgisi olarak kabul edildi ve dünya kamuoyunda bir dönüm noktası sayıldı. Ancak kırsal alanlarda mayınlar ve küçük hücreler nedeniyle çatışmalar bir süre daha devam etti.
 
Özgürleşme sonrası DAİŞ katliamı
 
Kobanê’nin özgürleşmesinden aylar sonra, 25 Haziran 2015’te DAİŞ üyeleri kente sızarak sivilleri hedef aldı. Gerçekleştirilen saldırılarda onlarca sivil yaşamını yitirdi. Katliamda kadınlar ve çocuklar doğrudan hedef alındı. Bu saldırı, DAİŞ’in yenilgi sonrası hücre yapılanmalarıyla varlığını sürdürdüğünü gösterdi.
 
Yeniden inşa ve kalıcı tehdit
 
2016’dan itibaren Kobanê’de yeniden inşa çalışmaları yürütüldü. Kadın meclisleri ve yerel kadın örgütleri, yeniden inşa sürecinde sosyal yaşamın yeniden örgütlenmesinde aktif rol aldı. Ancak kent, sınır hattındaki askeri gerilimler ve hava saldırıları nedeniyle kalıcı bir güvenlik tehdidi altında kaldı. 2019’da Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı saldırılarla Kobanê yeniden gündeme geldi. 2022 ve sonrasında hava saldırıları ve SİHA operasyonlarıyla kent ve çevresi hedef alındı.
 
Bugün Kobanê
 
Kobanê, DAİŞ’e karşı direnişin sembolü olmayı sürdürüyor. Kent, bir yandan kadın öncülüğünde inşa edilen özgürlük hafızasını taşırken, diğer yandan bölgesel güç dengeleri içinde sürekli bir tehdit hattında yaşamaya devam ediyor. Kobanê, 2015’te DAİŞ’e karşı verilen mücadeleyle özgürleşmesinin ardından bugün Kuzey ve Doğu Suriye’nin siyasi dönüşüm sürecinde kritik bir odak noktası haline geldi. Kadınların öncülüğünde elde edilen kazanımlar, yeni siyasi ve askeri pazarlıkların hedefinde bulunuyor. Bu kapsamda 18 Ocak 2026’da 14 maddelik bir ateşkes ve entegrasyon anlaşması gündeme geldi. Anlaşma, QSD’nin ağır silahlarını bırakmasını, Suriye devlet kurumlarına güvenlik ve idari kontrolün devredilmesini, Kobanê gibi bölgelerde yerel güvenlik güçlerinin oluşturulmasını içeriyor.
 
Kobanê’de insani durum
 
Bugün Kobanê’de elektrik, su ve yakıt gibi temel hizmetler ciddi oranda aksıyor; bu durum insani koşulları ağırlaştırıyor. Kış şartları ve kesintilerin getirdiği sağlık riskleri, özellikle kadınlar, çocuklar ve yaşlılar için ciddi sorunlar yaratıyor. Öte yandan DAİŞ’lilerin tutulduğu kamp ve cezaevlerinde yaşanan güvenlik zafiyetleri, kenti daha fazla güvensiz hale getiriyor.