DEM Parti Kadın Meclisi 8 Mart deklarasyonu: Barış ve umut vurgusu

  • 11:13 18 Şubat 2026
  • Güncel
ANKARA - “İsyanımızla direnişi; direnişle özgür ve eşit yaşamı örüyoruz” şiarıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü deklarasyonunu açıklayan DEM Parti, “Bu 8 Mart’ta barışın ve umudun etrafında kenetleneceğiz” dedi. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, DEM Parti Genel Merkezinde 8 Mart Deklarasyonu'nu açıkladı. 1857 yılında Newyork’ta direnen kadın tekstil işçilerinin eşit yaşama ve isteği devletin sermaye ve katliamı ile yok edilmek istenildiği belirtilen metinde, ancak bu tekstil fabrikasında yükselen isyanın yüzyıllarca kadınların eşitlik ve özgürlüğünün enternasyonel kadın mücadelesi olduğu ve olmaya devam edeceği kaydedildi. 
 
Deklarasyon şöyle: 
 
“8 Mart’a giderken geçmişten bugüne eşit ve özgür yaşamı ören ve bunun için bedel ödeyen, katledilen, kaybettirilen kadınları saygıyla anıyoruz. Biz kadınların mücadelesi Clara’nın, Rosa’nın, Sakine’nin, Louise’nin, Konca Kuriş’in, Nagihan’ın, Arin Mirxan’ın, Silham Hasan’ın, Mahsa Amini’nin mücadelesidir. Bugün özgürlük, eşitlik ve sosyalist mücadele yürüttükleri için cezaevlerinde tutsak edilen tüm kadınları selamlıyoruz. Biz kadınların mücadelesi Figen Yüksekdağ’ın, Ayşe Gökhan’ın, Leyla Güven’in, Tanya Kara’nın, Nergis Muhammedi’nin, Pakhshan Azizi’nin ve onların şahsında cezaevlerindeki binlerce kadının mücadelesidir.
 
Binlerce yıllık erkek egemen düzen karşısında biat etmeyen kadınlardan aldığımız direniş mirasıyla bu 8 Mart’ta çeperimizi saran karanlığa karşı birbirimizin mücadele yolunu aydınlatıyoruz. Savaş, sömürü, talan, yoksulluk ve kadın düşmanlığı politikalarına isyan ediyoruz! ‘Vardık, varız, var olacağız’ sözüyle özgür ve eşit bir yaşamın tarihiyiz, şimdisiyiz, geleceğiyiz diyoruz! Bu topraklarda ‘ya yaşam ya kapitalizmin barbarlığı’ diyerek her yerdeyiz.Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında erkek egemen kapitalist sistemin, ulus-devletlerin ve çeteci hükümet rejimlerin kadınların kimliğine, kültürüne, inancına, emeğine ve bedenine saldırmalarını kabul etmiyoruz.  İsrail’in Filistin savaşında soykırımın hedefinde olan Filistinli kadınlar yalnız değildir. Tüm dünyaya rağmen Filistinli kadınlara yönelik bu savaşın cinsiyetçi yüzüne karşı direnişin kadın yüzünü yok edemeyecekler. Bizler Afganistan’da en ağır cinsiyetçi zulme karşı direnen kadınlarlayız. Eşitsizlikten kaynaklanan şiddetin karanlığı her yerde derinleşirken, direnişimizin ve dayanışmamızın gücü daha da yükselmektedir.
 
İran’dan Rojava’ya: Yaşamı geri alacağız 
 
Bizler İran’da Molla rejimine karşı öfkesiyle ‘yaşamı geri alacağız’ diyen; sokaklarda ve cezaevlerinde direnen kadınlarla birlikte ‘Jin, Jiyan, Azadî’ felsefemizi Jina Amini’nin saçlarının telinden, isyanımızdan örüyoruz. Kadın düşmanı Molla rejimi zamanı geri alamayacak, İran’da kadınların zamanı, halkların zamanı kazanacaktır. Suriye’de Alevi, Dürzi, Süryani, Hristiyan, Türkmen, Kürt ve Arap kadınları cinsiyetçilik ve ırkçılık kıskacında katletmeye çalışan tüm erkek egemen çetelere ve rejime karşı demokratik bir Suriye’nin inşası için mücadele eden kadınların sesine ses oluyoruz.  Bizler, Rojava’da IŞİD çetelerini yok ederek Ortadoğu’da erkek egemen sistemleri altüst eden ve kadın devrimini inşa eden kadınlardan ilhamımızı alıyoruz. Rojavadaki halkların devrimi, eşitliğin, özgürlüğün, başka bir yaşamın ve barışın bu topraklarda mümkün olduğunu tüm dünyaya gösteren kadınların devrimidir. HTŞ ve kapitalist güçlerin ablukayla kadın devrimini teslim almak için yürüttüğü saldırılara karşı biz kadınlar her yerde Rojavayız, Rojava biziz. Kadınları nefessiz bırakan bu erkek egemen dünyaya diyoruz ki; Rojava biz kadınların kalbidir, dünyasıdır. 
 
Ahlaksızlığın fetvasını verenlere geçit vermeyeceğiz 
 
Kadınların örgülü saçlarını keserek, savaşın ganimeti olarak kadın bedenlerine işkence ederek ahlaksızlığın fetvasını verenlere geçit vermeyeceğiz. Bizler ördüğümüz direnişimizle birbirimize siper olan kadınlarız. Örgülü saçlarımızdan korkan zihniyet, tutuklamalarla Rojavalı kadınlarla dayanışmamızı durduramazdı elbet. Öfkemizle, isyanımızla kadınların dayanışmasıyla iktidarların duvarlarını yıkmaya devam ediyoruz.  Bu 8 Mart’ta, sözlerimizle, mücadelemizle Ortadoğu’daki bu savaş labirentinde barışın ve demokrasinin yolunu birbirimizle olan bağımızı sıkıca örerek birlikte bulacağız.  Başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyayı savaş ve talanla yöneten kadın düşmanlarını tanıyoruz, ifşa ediyoruz!
 
Epsetin dosyası 
 
Erkek egemen kapitalist sistemin gerçek yüzü Epstein dosyasında binlerce yıllık katil erkeğin sistemi olarak tekrar gün yüzüne çıktı. Bu katilleri, istismarcıları, savaşla beslenenleri, hayatlarımızdan ve topraklarımızdan bizleri çalanları tanıyoruz.  Epstein davası, sistemin içinde ne bir kusur ne de sadece münferit bir suçtur. Bu bozuk ve yozlaşmış sistemin kendisidir. Erkek egemen düzenin katil, mafya, çete ve sömürü yüzünün sadece yer altında olmadığıdır. Yer yüzündeki gerçek sahibinin erkek-devlet-sermaye üçlüsünün kadın ve çocuklara yönelik istismar ve katliam düzenidir. Narin Güran’ı katleden zihniyet her yerde dolaşmaktadır. ‘Bana bir şey olmaz diyen’ zihniyetinize de cezasızlık politikalarınıza da tahammülümüz kalmadı. Bu düzeni ifşa ediyor, kadınların ve çocukların yaşadığı karanlığa ışık tutmak için tüm kadınları bu 8 Mart’ta hesap sormaya çağırıyoruz. 2025 yılını aile yılı ilan eden iktidarın kadınları adım adım yok sayan rejimini tanımıyoruz. İstanbul Sözleşmesinden ve kazanımlarımızdan vazgeçmiyoruz. Öfkemizle sokaklarda, mahallelerde, gece gündüz demeden birbirimizle dayanışmayı örüyoruz. 
 
Mücadelelerimiz birleştiriyoruz 
 
Kadınların her gün katledildiği bu ülkede hayatlarımız için biz kadınlar mücadelelerimizi birleştiriyoruz. Savaşa karşı barışı, talana karşı doğayı, yok sayan zihniyete karşı varlığımızı, emeğimizi, anadilimizi, irademizi, bedenimizi hep birlikte savunuyoruz. Biz kadınlar bu ülkede onurlu bir barışı, halkların birlikte eşit ve özgür yaşamını mücadelemizle inşa ediyoruz. Çünkü bizler onlarca yıldır bu topraklarda barış mücadelesi yürüten kadınlarız. İktidarların Kürt sorunun demokratik çözümü yerine inkâr ve savaş politikaları, yaşamlarımıza acıların ve yaraların derinleşmesi olarak döndü. Biz kadınlar birbirimizle dayanışarak, birlikte mücadele ederek birbirimizden aldığımız güçle yaralarımızı sarmaya çalıştık.
 
Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı 
 
Sayın Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı bu ülkede şiddetin açtığı yaralara karşı çözümdür, halkların birbirine örülü ortak geleceğinin çağrısıdır. Barışın siyasetidir, iradesidir. Cesaretle çözümde rol almanın çağrısına ses olmak biz kadınlar için her geçen gün daha da derinden hissettiğimiz geleceğe umutla bakmanın mücadelesidir. Barışın inşası için Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü, çalışabilir koşullara sahip olması Kürt sorunun demokratik çözümünün güvencesidir. Bu 8 Mart’ta barışın ve umudun etrafında kenetleneceğiz. Eş başkanlık sistemimizi hedef alan kayyum siyasetini, genç kadınların hayatlarını çalan özel savaş politikalarını mücadelemizle ortadan kaldıracağız. Deniz Poyraz, Rojin Kabaiş, Durdona Khokimova, Gülistan Doku, Alev Koç gibi katledilen ve kaybettirilen binlerce kadının anısı ve hakkı için hesap sormaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bulunduğumuz her alanda isyanımızla kadın düşmanı bu düzenin korkuları olmaya devam edeceğiz. 
 
Her yer kadın direnişi ve grevi olacak 
 
Kurumsallaşan nefret politikalarıyla LGBTİ+ ların yaşam hakkının önüne zincirler ören erkek egemenliğini durdurmak, yaşamı savunmaktır. Torba yasalara, nefret söylemlerine, şiddete inat hayatlarımızı varoluşlarımızla tanıyoruz. Bu dayanışmada birimiz eksik asla olmaz. Engelli kadınların mücadelesi ırkçılığın, cinsiyetçiliğin ve sağlamcılığın mücadelesidir. 8 Mart’ın isyanı ve coşkusu engelli kadınların isyanı ve coşkusuyla buluşsun istiyoruz. Birbirimizin sesini duymak için, birbirimize ses olmaya çağırıyoruz. Kadın yoksulluğuna hep birlikte isyan ediyoruz.Her krizin faturasını kadınların emeğinden ve bir lokma ekmeğinden çalınmasına tahammülümüz kalmadı. Sermaye ve iktidar şiddetinin çemberine alınan kadın grevlerinin kazanması bu düzene dert olacak! Bu 8 Mart’ta her yer kadın direnişi ve grev alanı olacak. 
 
*Çözümün kadınların ısrarlı direnişinde olduğunu biliyoruz. 
 
*Ekmeğe ulaşmanın bedelinin ölüm olmadığı, onurluca bir yaşam olduğu,
 
*Yaşam hakkımızın nefretle elimizden alınmadığı, yaşam hakkımızın farklılıklarımızla birbirimizin güvencesi olduğu, 
 
*Katledilirken failli aklayan bir yargı düzeninin karşısında kadınları katletmeyi bile düşünmenin insanlığın utancı olduğunu,
 
*Özgürlüğü savunmanın cezaevi değil gökyüzüne özgürce bakmak olduğu bir ülke için, 
 
*Kadınların ülkesi olan demokratik bir cumhuriyet için 8 Mart’ta alanlardayız.
 
Bu 8 Mart’ta isyanımızla direnişi, direnişle özgür ve eşit yaşamı örüyoruz.”