TJA İzmir’de 25 Kasım eylemlerinin startını verdi

  • 20:28 6 Kasım 2026
  • Güncel
İZMİR - TJA, “Öz güç ve özgür iradeyle şimdi kadın zamanı” şiarıyla 25 Kasım kapsamında düzenleyeceği eylem ve etkinliklerin startını İzmir’de verdi. Yürüyüşe katılan Gülten Kışanak, kadınlara örgütlü mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu.
 
Tevgera Jinên Azad (TJA), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İzmir’in Karşıyaka ilçesinde yürüyüş düzenledi. Kürt siyasetçi Gülten Kışanak’ın da katıldığı yürüyüş, Karşıyaka Çarşı girişinden başlayarak İZBAN istasyonu önüne kadar sürdü. Kadınlar, burada “Öz güç ve özgür iradeyle şimdi kadın zamanı” pankartıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada sık sık “Jin, jiyan, azadî” ve “Bijî berxwedanê jinan” sloganları atıldı.
 
Türkçe açıklamayı kitle adına Nilay Güleser, Kürtçe açıklamayı ise Emine Bozdağ okudu.
 
‘Erkek egemen yargı zihniyetini kabul etmiyoruz’
 
Erkek egemen sistemin şiddet ve kırım politikalarına karşı öfkeleri ve direnişleriyle alanlarda olacaklarını belirten Nilay Güleser, “Bizler ailenin de demokratikleşmesini, şiddetin değil barışın ve eşit yaşamın kaynağı olmasını savunuyoruz. Bugün İzmir’de yaşananlar da bu erkek egemen şiddet düzeninin somut göstergesidir. Seferihisar’da eski erkek arkadaşı tarafından evi ateşe verilen Ebru Serep, Çeşme’de silahlı saldırıda katledilen Pınar Güneş, Menemen’de polis olan nişanlısı tarafından öldürülen avukat Özge Penbegül… Yalnızca birkaç hafta içerisinde üç kadın yaşamdan koparıldı. Bornova’da kaybolduktan sonra katledildiği ortaya çıkan Mihriban Yılmaz’ı ve İzmir’de HDP il binasına yönelik silahlı saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ı unutmadık. Gülistan Doku’nun aydınlatılmayan akıbeti, Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümü, İpek Er’in ölümüne neden olan süreçte ortaya çıkan cezasızlık; kadın cinayetlerini, şüpheli ölümleri ve intihar adı altında üzeri örtülen kadın kırımını gözler önüne sermektedir. Kadınların yaşamını korumayan, failleri aklayan, adalet arayışını engelleyen erkek egemen yargı zihniyetini kabul etmiyoruz. Kadınların katledilmesini münferit olaylar olarak değil, sistematik kadın kırımının sonucu olarak görüyoruz” dedi.
 
‘Kadın şahsında bir halkın toplumsal varlığı hedef alınıyor’
 
Kürdistan’da sürdürülen özel savaş politikalarıyla çocukların ve genç kadınların toplumsal değerlerinden koparılmak istendiğini ifade eden Nilay Güleser, “Uyuşturucu, fuhuş, dijital medya ve tüketim kültürü üzerinden yaygınlaştırılan yozlaştırma politikalarıyla kadın-çocuk ilişkisi ve toplumsal değerler hedef alınmaktadır. Kadın kırımıyla birlikte toplum kırımı derinleştirilmektedir. Doğanın sermaye ve ulus-devlet politikalarıyla talan edilmesi, kadınların doğal yaşam ve üretim alanlarından koparılması da aynı kırım siyasetinin parçasıdır. Ana dilin yasakçı politikalarla engellenmesi, kadınların kendi dilinde siyaset yapmasının, savunmasını gerçekleştirmesinin ve kültürünü yaşatmasının önüne geçilmesi, kadın şahsında bir halkın toplumsal varlığının hedef alınmasıdır. Bizler dilimizi, kültürümüzü, doğamızı ve yaşam alanlarımızı savunmaya devam edeceğiz” diye belirtti.
 
‘Örgütlü mücadelemizi büyütmeliyiz’
 
Basın açıklamasının ardından söz alan Kürt siyasetçi Gülten Kışanak, erkek şiddetine karşı kadın dayanışmasının ve örgütlü mücadelenin önemine dikkat çekti. Gülten Kışanak, “Tıpkı İran'da Mahsa Amini'nin direnişinden sonra dünyanın dört bir yanında yankılandığı gibi, bugün bizler de bu meydandan haykırıyoruz: Jin, jiyan, azadî! Erkek şiddeti nasıl ki dünyanın dört bir yanındaysa, kadınların direnişi de dünyanın dört bir yanındadır. Kürt kadınları da, Türkiye'deki kadın hareketi de kadına yönelik şiddeti durdurmak için bugüne kadar güçlü bir mücadele sürdürdü, bundan sonra da daha güçlü bir mücadelenin sözünü veriyoruz. Erkek şiddetini durduracağız” ifadelerini kullandı.
 
Kadınlara dayanışmayı büyütme çağrısında bulunan Gülten Kışanak, sözlerini şöyle sürdürdü: “O nedenle ben buradan, İzmir'den, tüm kadınlara seslenmek istiyorum, nasıl ki bu erkek egemen zihniyet bizi katletmek için ayrım gözetmiyorsa, biz kadınlar da dayanışma içinde olmalıyız. Biz kadınlar da ayrım gözetmeden, yan yana, omuz omuza mücadele edip erkek şiddetini, devlet şiddetini, erkek şiddetini koruyan adaletsizliği durdurmalıyız. O nedenle biz kadınlar kadınların özgürlük mücadelesiyle barış mücadelesini, halkların özgürlük mücadelesini, eşitlik mücadelesini, ana dil mücadelesini aynı görüyoruz. Nerede bir eşitsizlik varsa, nerede bir haksızlık varsa, biz kadınlar ona karşı yan yana durmalı, örgütlü mücadelemizi büyütmeliyiz. Savaş şiddeti meşrulaştırır. Bu nedenle Türkiye'deki tüm kadınlar barışı savunmalı. Hep birlikte kadınların da halklarımızın da dillerimizin de özgürlüğünü kazanmalıyız.”
 
Açıklama, kadınların çektiği halay ve atılan sloganlarla sona erdi.